Kişilerin İletişimdeki Temel Amacı Nedir? Küresel ve Yerel Perspektif
Hepimizin gün içerisinde birbirimizle iletişim kurduğumuzu düşünürsek, bir de bu iletişimin arkasındaki amaca odaklanmak gerçekten ilginç bir soru gibi geliyor. Yani, iletişim kurarken ne amaçlıyoruz? Sadece bilgi mi paylaşıyoruz? Yoksa, bir araya gelerek bağ kurma ve kendimizi ifade etme arzusuyla mı hareket ediyoruz? Bu yazıda, iletişimin temel amacını, hem küresel hem de yerel açıdan inceleyeceğim. Hangi kültürlerde iletişim farklı işliyor, insanlar nasıl bir hedef güderek konuşuyorlar? Bence, bu sorulara biraz derinlemesine bakmak, hepimizin kendimizi ve çevremizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
İletişimde Temel Amaç: Bilgi Paylaşımı mı, Bağ Kurma mı?
İletişimdeki temel amacın ne olduğu sorusunu bazen içgüdüsel olarak “Bilgi alışverişi” olarak cevaplarız, değil mi? Yani, iletişimde temelde ne yapıyoruz? Bir konu hakkında fikir veriyoruz, bir soruyu yanıtlıyoruz veya bir problemin çözülmesine yardımcı oluyoruz. Ancak daha derine inince, aslında iletişimin sadece bilgi paylaşımından çok daha fazlası olduğunu fark ediyoruz. Bu iletişim, insanlar arasındaki bağları güçlendirmek, duygusal bağlantılar kurmak ve bazen de yalnızlık hissini gidermek gibi derinlemesine amaçları da içeriyor.
Örneğin, iş yerinde, bir e-posta gönderdiğimizde genellikle bilgi paylaşmak istiyoruz. Ancak, o e-postanın tonunun, içerdiği kelimelerin ve cümle yapılarını da dikkatlice seçiyoruz. Çoğu zaman, bir kişiye bilgi iletmekten daha fazlası var: O kişiye saygı göstermek, güven vermek, hatta bazen ona destek olmak. Diğer yandan, sosyal medya üzerinden paylaşımlar yaparken ise, daha çok kendimizi ifade etmeyi, başkalarıyla bağlantı kurmayı ve kimliğimizi ortaya koymayı amaçlıyoruz. Bazen ise sadece eğlence amacı güdüyoruz.
İletişim Kültürlere Göre Nasıl Değişir? Türkiye ve Dünyadaki Farklılıklar
İletişim tarzları, her kültürün kendi dinamikleriyle şekillenir. Bu nedenle, bir kültürde iletişimin amacı ile başka bir kültürdeki amacı kıyaslamak, gerçekten ilginç sonuçlar verebilir. Mesela, Türkiye’de insanlar arasında yapılan sohbetlerde, çok fazla “ne yapıyorsun?” ya da “nasılsın?” gibi sorular duyarız. Bu sorular bazen sadece selamlaşmak için, bazen de karşıdaki kişinin duygusal durumunu sormak için soruluyor. Burada, bilgi almak kadar, karşıdaki kişiyle bağ kurmak, onu önemsemek ve ilişkilerdeki sıcaklığı canlı tutmak önemli bir amacıdır. Bu, Türkiye’nin sıcak ve samimi sosyal yapısından kaynaklanıyor olabilir.
Ancak Batı’daki birçok kültürde ise, iletişim daha çok işle ilgili, doğrudan bilgi aktarımı odaklıdır. Örneğin, Almanya’da ya da İngiltere’de, bir iş görüşmesinde veya toplantıda insanlar çok daha doğrudan ve pragmatik olabilirler. Sosyal sohbetler sınırlı olabiliyor, çünkü iletişimde temel amaç genellikle “yapılacak işin” netleştirilmesi ve verimliliğin arttırılmasıdır. Bu farklılık, kültürlerin kişisel alan ve iş – özel yaşam dengesine yaklaşımındaki farklardan kaynaklanıyor olabilir. Türkiye’de, insanların sosyal bağlantıları daha yakın tutma isteği, iletişimi daha sıcak ve duygusal hale getirebilirken, Batı’daki kültürler bazen daha mesafeli, daha iş odaklı olabilir.
Yerel Perspektifte İletişim: Bursa’dan Bir Örnek
Bursa’daki gündelik yaşamda da iletişim tarzları oldukça ilginç. İnsanlar genellikle birbiriyle yakın ilişkiler kurar ve karşılıklı soru sormak, merak göstermek çok yaygındır. Örneğin, bir kafede otururken, garsonun gelip “Yemek nasıl? Beğendiniz mi?” diye sorması, aslında bir iş sorusu olmanın ötesinde, duygusal bir bağ kurma çabasıdır. Bu gibi sorular, “benimle iletişim kurmak, seni önemsiyorum” mesajı verir. Bursa gibi yerel şehirlerde, insanlar genellikle toplumla iç içe olmayı ve dayanışma içinde olmayı tercih ederler. Bu, iletişimde sadece bilgi paylaşımını değil, duygusal bağları da güçlendirmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır.
Öte yandan, mesela büyük şehirlerde, İstanbul gibi yerlerde iletişim, bazen hızlı ve yüzeysel olabiliyor. Herkesin kendi hayatı, telaşı ve sorumlulukları var. Bu durumda insanlar, iletişimi sadece bilgi almak ve vermek için kullanabiliyorlar, sosyal bağlar kurmak yerine işler daha çok “verimlilik” üzerinden şekilleniyor. Bu durum, hem yerel farklılıkların hem de kültürel çeşitliliğin iletişimdeki amacını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
Kişilerin İletişimdeki Temel Amacı Nedir? Sonuç Olarak Ne Söyleyebiliriz?
İletişimdeki temel amaç, ne kadar küresel bir kavram gibi görünse de, aslında son derece yerel, kişisel ve kültürel faktörlere bağlıdır. Türkiye’deki ve dünya çapındaki iletişim tarzlarını incelediğimizde, insanların iletişimde bir araya gelme, duygusal bağ kurma ve kendilerini ifade etme amacı güttüklerini görüyoruz. İletişimin temel amacı, sadece bilgi aktarımından ibaret değildir. İnsanlar arasında güven inşa etmek, toplumsal dayanışmayı güçlendirmek ve başkalarıyla bağ kurmak, iletişimin temel hedeflerinden biridir. Kültürel farklar, bu amacın ne şekilde ve nasıl gerçekleştirileceğini belirlese de, iletişimin her zaman insanlar arası bir bağ kurma aracı olduğunu unutmamalıyız.
Sonuçta, kimse tek bir şekilde iletişim kurmaz; iletişimin amacı, bulunduğunuz yere, yaşadığınız kültüre ve etkileşimde olduğunuz kişilere göre şekillenir. Bu yüzden, iletişimi sadece bilgi alışverişi olarak görmek, onu dar bir çerçeveye sığdırmak olur. Aslında, iletişim en çok birbirimizi anlamaya, daha derin bağlar kurmaya ve insani bir anlayış geliştirmeye yönelik bir araçtır.