Artist Ne Yapar? Bir Yaratıcının Düşleri
Bugün Kayseri’de akşam rüzgarı beni biraz zorladı. Havanın serinliği, şehrin arka sokaklarında dolaşırken derin düşüncelere dalmama neden oldu. Yalnızdım. Ama yalnız olmak, bazen düşüncelerimi netleştirmeme yardımcı oluyor. Kafamda bir soru vardı: “Artist ne yapar?” Gerçekten, bir sanatçı ne yapar? Bunu defalarca düşündüm, kendi hayatımdan bir kesit bulmaya çalıştım. İşte, bu yazı bu sorunun etrafında dönüp, bir hikayeye dönüşecek. İçimdeki yaratıcı enerjinin nereye gittiğini görmek için yazıyorum.
Bir Resim, Bir Hayal Kırıklığı
Geçen hafta Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde bir sergi vardı. Herkesin yoğun bir şekilde gezdiği, bazılarına göre “geçmişin izleri”, bazılarına göre ise “yıkık dökük” olan o galeriyi gezmeye gitmiştim. Bu tür yerler hep dikkatimi çeker, çünkü içinde bir sanatçı ruhu olduğunu hissederim. Hani o eskimiş tabloları görmek, biraz karamsarlıkla biraz da umutla bakmak vardır ya, işte öyle bir his.
Galeriye adım attığımda, duvarda asılı olan bir tablo beni aniden yakaladı. Tablonun adı “Bir Yalnızlık Portresi”ydi. Çok basit bir resimdi; bir kadının sırtı dönük, yalnız başına bir odada pencereden dışarıyı izlediği bir an. Ama bakarken içimde bir şeyler kırılmaya başladı. Sanatçı ne yapar? İşte böyle bir şey işte. O tablonun arkasındaki anlamı, kadının yalnızlığını, hüzününü anlamaya çalışmak… Belki de sanatçının sadece bir duygu üzerine odaklanması, bizlere bir şey anlatmaya çalışmasıydı. O kadar samimi ve derindi ki, o tablodan başka hiçbir şey görmek istemedim.
Bir yandan, sergiyi gezdim ama içimde bir boşluk vardı. “Bir sanatçı ne yapar?” sorusunun cevabı aslında çok basitti. O tabloyu yaparak sanatçı, bizlere bir şeyleri anlatmaya çalışıyordu. Bunu anlamak, bazen bu kadar derin olabiliyordu.
İçimdeki Artist
O tablodan sonra, evime dönerken birkaç gün boyunca o yalnız kadının portresi kafamda dönüp durdu. Sonra, bir sabah kalktım ve karar verdim: Ben de bir şey yaratacağım. Belki bu, resim olmayacak ama bir şekilde içimdeki o “artist”i dışarıya çıkaracağım. Çünkü sanat, sadece fırça darbeleriyle ya da parmak uçlarıyla yapılan bir şey değildi; bazen bir düşünce, bir duygunun dışa vurumu, bir kelimeyle de sanat yapılabilirdi.
Bir hafta boyunca ne yazacağımı düşündüm. Kayseri’nin sıkıcı sokakları, yağmurun ıslattığı taşlar, eski evler, bazen hayal kırıklığına uğradığım anlar… Bütün bunlar, birer ilham kaynağıydı. Ama bir şey vardı; yazdıkça içimdeki o boşluk dolmuyor, tam tersine daha da derinleşiyordu. Yine de yazdım. Belki de sanatçı olmak, bazen kendi ruhunda kaybolmak, o boşluğu görüp ona rağmen bir şeyler yaratmaktı.
Bir gün, yazdığım bir cümleyi okudum: “Sanat, kalbinde kaybolan bir insanın yolunu bulma çabasıdır.” Cümleyi bir kaç kez okudum. Evet, belki sanatçı gerçekten kaybolmuş oluyordu ama kaybolduğunda bir şeyler buluyordu. O kaybolmuşluk, aynı zamanda bir keşifti. Artık içimdeki artistin ne yaptığını daha iyi anlıyordum. Bazen kaybolmak gerekiyordu, bazen de o kaybolduğunda bir şeyler ortaya çıkıyordu.
Kendi Sanatım
Yaratıcılığımın peşinden gitmek, bir anlamda kendi kimliğimi keşfetmekti. Kayseri’nin sessiz sokaklarında, sokakta yürürken duyduğum o acı tatlı duygular, bir sanatçı ruhunun gözünden geçiyordu. Bazen bir sokak kedisi, bazen bir kahve fincanı, bazen de sabahın erken saatlerinde duyduğum bir şarkı, bana ilham veriyordu. Artık daha iyi biliyorum: Artist ne yapar? O, dünya ile kendi içindeki çatışmalarını birleştirir ve ortaya bir şey çıkarır. Bazen bu, hayal kırıklığıdır; bazen ise umut. Ama her durumda, bir şeyler kalır geriye.
O gün, bir parka gitmek üzere evden çıktım. Yolda bir grup çocuk oynuyordu. Birisi düşüp ağladı, ama hemen diğer çocuklar onu kaldırıp oynatmaya devam ettiler. İçimden “Bunu yazmalıyım” dedim. Çünkü hayat, bu kadar basitti ama bizler bazen bu basit şeyleri unutuyoruz. Bir sanatçı, bazen en küçük anlardan, en basit şeylerden bile bir anlam çıkarmalıdır. Çocukların neşesi, içindeki sanatçıyı uyandıran bir diğer unsurdu.
Sonuç: Bir Artistin Yolculuğu
Bazen Kayseri’nin bu sakin atmosferinde, bir sanatçının ne yaptığı hakkında o kadar çok düşünüyorsunuz ki, sadece soruyu sormakla kalmıyorsunuz, cevabını da arıyorsunuz. Artist ne yapar? Bir yanda hayal kırıklığı vardır, diğer yanda ise umut. Bir sanatçı, bazen kaybolmuşluk içinde kendi yolunu bulur. O kaybolmuşluk, bazen çok derin bir şeylere dönüşür, bazen de sadece bir duygu olarak kalır.
Ve işte o an anladım: Artist, duyduğu ve gördüğü her şeyi alır, kendine dönüştürür ve bizlere bir şey anlatmak için yaratır. Sanat, bazen bir tablodur, bazen bir kelimedir, bazen de bir duygudur. Ama her durumda, bir anlam taşır.